Ders 161
"Beni kutsa, Tanrı'nın kutsal Evladı."
Bugünkü uygulamalarımız öncekilerden farklı olacak. Öfkemize karşı taraf tutacağız ki, korkularımız kaybolurken sevgi için yer açılsın. Bugünün düşüncesi üzerine çalışırken kullanacağımız basit kelimeler kurtuluşumuzu sunacak. Daha önce öfke ve korkunun bulunduğu alanı, Mucize Bilincinin gelip yerleşebilmesi için boş tutabilmek adına hırslarınıza vereceğiniz cevap budur. Bu ders ile Telafi tamamlanır, dünyadan güvenle geçilir ve Cennet geri gelir. Bu Tanrı'nın Sesinin cevabıdır.
Zihnin doğal yapısı her şeyi soyutlamaya müsaittir. Fakat zihnin bir bölümü doğasından koptuğunu düşündüğü için her şeyi bütün olarak görmemektedir. Bu yüzden, gördüğünüz dünyayı ancak bütünün parçalarını ayrı ayrı algılayarak yaratabilir. Gördüğünüz her şey görmek istediklerinizden, duyduğunuz her şey de duymak istediklerinizden oluşmaktadır.
Bu şekilde özellikli ayrıntılar yaratırsınız. Bugünkü uygulamamızda özellikli ayrıntıları kullanacağız. Tüm detayları Kutsal Rehberin bakışından Ona vereceğiz ve O da, hepsine atfettiğimiz amaçlardan farklı bir amaç için onları kullanacak. O, bizim yarattıklarımızı farklı bir bakış açısından görmemiz için kullanır ve böylece her şeyde farklı bir amaç ve kullanım şekli görmemiz mümkün olur.
Bir kardeş demek tüm kardeşler demektir. Her zihin, tüm zihinleri barındırır çünkü her zihin 'birdir'. Bu hakikattir. Fakat bu düşünceler yaratımın anlamını netleştirmekte midir? Bu kelimeler sizi tamamen emin kılar mı? Onlar anlamsız boş seslerden başka ne olabilir? Belki güzeldirler, ifade edilirken doğru ve hakiki görünürler fakat bu anlaşılmalarını sağlamaz. Kendi kendine, detaylı ve belirgin düşünmeyi öğrenmiş olan bir zihin, soyutlamaları artık anlayamaz olur çünkü soyut kavramlar her şeyi kapsarlar. Çok az gördüğümüzde bile birçok şey öğrenebiliriz.
Özgürlüğünüzü kısıtlayan, acı çekmenize neden olan ve yaşamınızı sona erdiren bedeninizmiş gibi görünür. Fakat beden korkunun somutlaşmış sembolünden başka bir şey değildir. Sembolleşmemiş korku yaşayamaz çünkü semboller anlamsız şeyleri somutlaştırmak için yaratılmışlardır. Sevginin sembole ihtiyacı yoktur çünkü o hakikidir. Fakat korku gerçek olmadığı için özellikli şeylere bağlı olmalıdır.
Bedenler saldırabilir ama zihin saldırmaz. Bedenimizin korkunun sembolü haline gelmesi de bu yüzündendir. Bu düşünce, kursun çeşitli yerlerinde hatırlatılmış ve sürekli tekrar edilmiştir. Birçok kez bedenin ve fiziksel gerçekliğin ötesine bakmaya teşvik edildiniz. Çünkü bedenin gözleri, Mucize Bilinci vizyonunun göremediğini, sevginin düşmanını görmektedir. Beden, saldırının hedefidir çünkü kimse zihinden nefret ettiğini düşünmez. Fakat bu saldırı için bedeni yönlendiren, 'zihinden' başka ne olabilir? Korkuyu düşünen zihin, korkunun sandalyesi olur.
Nefret, her zaman özellikli bir algıdır. Saldırılacak bir şey olmalıdır. Düşman her zaman görülebilir, işitilebilir, dokunulabilir ve en uç noktada öldürülebilir olmalıdır. Nefret bir şeyi esir aldığında, Tanrı'nın Sesinin ölümün olmadığını söylemesi kadar güçlü bir şekilde ölüm için çağrı yapar. Korku, doyumsuzdur. Gözünün gördüğü her şeyi yutar, her şeyde kendini görür, sonunda kendine döner ve kendini yok eder.
Kardeşini bir beden olarak gören kişi, onu korkunun sembolü olarak görmektedir. Ve onun saldıracağı kesindir çünkü kendini dışarıda görmektedir ve kendine saldırıp tekrar kendi ile bütünleşmeye çalışacaktır. Bunu, korkunun doğuracağı şiddet ve öfkenin yoğunluğu ile karıştırmayın. O şiddetli çığlıklar atar fakat boş yere pençelerini havaya savurur. Yaratıcısına ulaşıp onu yok edebileceğini zannetse de bundan çok uzaktır.
Cennetin ihtişamını taşıyan, meleklerin sevgisi ile kuşatılmış, Tanrı'nın mükemmel yarattığı Evladının gördüğü rüya budur. Bu onun gerçekliği olmuştur. Mucize Bilinci vizyonu o kadar kutsaldır ve mükemmel bir şekilde sevgi doludur ki, sizden ayağına eğilmenizi istemez. Bunun yerine elini tutmanızı söyler çünkü siz de Onun gibisiniz. Mucize Bilinci vizyonunu gördüğünüzde kendinizi de görürsünüz. Ona saldıran sizin de düşmanınızdır. Çünkü tek kurtuluşunuz Onun elindedir. Siz Ondan isteyin ve O size verecektir. Ondan, korkunuzu sembolleştirmemeniz için yardım isteyin. Sevgiden, kendisini yok etmesini isteyebilir misiniz? Yoksa sevgiden size görünür olmasını ve sizi özgürleştirmesini istemek mi doğrudur?
Daha önce de gerçekleştirdiğimiz bir uygulama şeklini bugün de kullanacağız. Artık daha da hazırsınız ve bugün Mucize Bilinci vizyonuna daha da yaklaşacaksınız. Eğer Ona yaklaşmaya istekliyseniz bugün başaracaksınız. Bir kez başardığınız anda artık bedeninizin gözlerinin size sunduğu hiçbir kanıta inanmaya razı olmayacaksınız. Gördüğünüz her şey size hatırlamadığınız kadar eski bir melodiyi mırıldanacak. Siz Cenneti unutmadınız. Hatırlamayı gerçekten istiyor musunuz?
Bir kardeşinizi, diğerlerini sembolize etmesi için seçin ve ondan kurtuluş isteyin. Önce onu, görmeye alıştığınız şekli ile içinizde mümkün olduğunca net bir şekilde görün. Yüzünü, ellerini, ayaklarını ve kıyafetini görün. Gülmesini izleyin ve sıklıkla yaptığı diğer hareketleri görün. Sonra şunu düşünün; Şu an görüyor olduğunuz görüntüsü, sizi tüm suçluluktan kurtaracak ve bağışlayacak olanı görmenizi engelliyor. Onun, kutsal ellerinizi acıtan çivileri ve başınızı kanatan dikenli telleri çıkarabilecek gücü vardır. Ondan sizi özgür bırakmasını isteyin ve şunu söyleyin:
"Beni kutsa, Tanrı'nın kutsal Evladı.
Sana Mucize Bilincinden bakıyorum.
Ve tamamen masum olduğumu sende görüyorum."
Çağrıyı yaptığınızda, O size cevap verecek. Çünkü O, Tanrı'nın Sesini içinizde duyacak ve sizdeki cevabı size sunacak. Şimdi o kişiye bakın. Onu şimdiye kadar et ve kemikten yapılmış olarak algıladınız. Şimdi Mucize Bilincinin içinizde olduğunu fark edin. Bugünün dersi, öfkeden ve korkudan kurtulmanın güvenli bir yoludur. Kendinizi, bir kardeşinize saldırmaya ve onu korkunuzun sembolü yapmaya meyilli olarak yakaladığınız anda bu dersi uygulayın. Onun bir anda düşmandan Kurtarıcıya, şeytandan Mucizeye dönüştüğünü göreceksiniz.